Serap Sözen, Yetişkin

Bedensel Hastalıklarda Psikolojinin Rolü

Bedensel Hastalıklarda Psikolojinin Rolü

UZMAN KLİNİK PSİKOLOG

SERAP SÖZEN

Çocuk - Ergen - Yetişkin

serapsozen@temasdanismanlik.com

Hastalık çağında yaşıyoruz. Dört yanımızı kuşatan bir çok stres faktörü sayısız bedensel rahatsızlığa yol açıyor. Peki nedir bu stres? Bireyi nasıl etkilemektedir? Birçok fiziksel hastalığa yol açan stresle baş etmek mümkün müdür? Yoksa ‘kaderim’ diyerek kabullenmek mi gerekir yaşadığımız stresi ve hayatımıza davet ettiği bedensel hastalıkları?

Stres, ‘kişinin duygusal, fiziksel, zihinsel ve ruhsal boyuttaki varoluşunu çeşitli şekillerde tehdit eden durumlara, olaylara verilen tepkidir aslında. Stres yaratan durumlar, olaylar arasında oldukça evrensel kabul edilebilecek olanlar var iken kişiden kişiye değişim gösteren stres faktörleri de vardır. Sevdiğimiz, değer verdiğimiz birisini kaybetmek bunu yaşayan herkes için stres kaynağı olarak değerlendirilebilir. Bu gibi  durumlar stresin evrensel yönüne örnek olarak verilebilir. İşini kaybetmek ise çoğu kişi için yoğun bir stres kaynağı olarak görülebilecekken, bazı kişiler için ise daha fazla tatmin sağlayabilecekleri yeni bir işe yönelmek için fırsat olarak da görülebilir.

Stresi bu şekilde tanımladıktan sonra, bu haftaki yazımızda, bedensel hastalıkların oluşumunda psikolojik stres faktörlerinin yeri ve öneminden bahsedeceğiz. İnsan var oluşu bir bütünlük içindedir. Bununla kastedilen, varoluşumuzun, beden,duygu,düşünce ve ruh boyutları arasında sürekli bir ilişki ve iletişim olduğudur. Kişinin bedeninde ortaya çıkan bir rahatsızlık, onun duygusal, zihinsel ve ruhsal boyutları üzerinde de etkilere yol açar ve hatta var oluşunun duygusal, zihinsel ve ruhsal boyutları arasındaki koordinasyonsuzluk bedensel hastalığın ortaya çıkmasına yol açar, zemin hazırlar.

Ne demek istediğimizi bir örnekle daha iyi açıklayabiliriz. Hayatımız boyunca en az bir kere mutlaka başımız ağrımıştır. Baş ağrısı-çok ciddi bir sebebe bağlı değilse- çoğu zaman yaşadığımız en basit sağlık sorunlarındandır. Başımız ağrıdığında varoluşumuzun bedensel boyutunda bir sorunla karşılaşmışız demektir. Peki varoluşun diğer boyutlarında, duygularımızda, düşüncelerimizde ve ruhumuzda neler olmaktadır?

Geleneksel bakış açısı çok uzun yıllar boyunca bedensel hastalıkları, insanın psikolojisinden ayrı tutarak incelemiştir. Ancak günümüzde yapılan araştırmalarında sonucunda bedensel hastalıkların artık sadece ‘bir hastalık’ olarak görülememeye, kişinin kendindeki mevcut hastalığı ortaya çıkaran duygusal, düşünsel ve yaşantısal süreçlerin ne olduğunun da merak edildiği, irdelendiği görülmektedir.

Verdiğimiz örneğe dönecek olursak, başımız ağrıyorsa(varoluşumuzun beden boyutu), duygularımızda neler olmaktadır?Üzgün müyüz, korkuyor muyuz, öfkeli miyiz? Aklımızdan neler geçmektedir? Başımızı ağrıtan düşünceler/olaylar neler olabilir? Arkadaşlarımızla, eşimizle, patronumuzla vs. bir gerginlik mi yaşıyoruz? Ya da başka bir şey?

Baş ağrımıza yol açan gerginlikler/stres kaynakları çok geçmişten de kaynaklanıyor olabilir. Çocukken yaşadığımız travmatik bir olay şimdi de benzer bir olayla bilinçaltımızda tetiklenmiş ve baş ağrımız yoluyla varlığını hissettirmeye çalışıyor olabilir.

Yazımızdan anlaşılacağı üzere bedensel rahatsızlıklarımızın hiç biri -ister küçük, ister büyük olsun- başımıza durduk yere , öylesine, tesadüfen gelmez. Varoluşumuz stres faktörleriyle bizi bazen bedenimiz, bazen duygularımız, bazende düşüncelerimiz yoluyla uyarır, kendisinde bir şeylerin ters gittiğini bildirmeye çalışır.

Böyle bir bakış açısı, baş ağrısından tutunda kansere kadar tüm ufak ve büyük hastalıkların neden bazı kişilere yaşam boyu hiç uğramazken, bazılarını ölüme bile götürebildiğini yorumlamamamıza da olanak sağlar. Bedenimizde bir hastalık baş gösterdiğinde, ağrıyan, acıyan, sızlayan, bizi çeşitli şekillerde zorlayan bu yerle ilgili kendimize sormamız gereken sorular var demektir? Bütünlük içindeki varoluşumuz tehdit altındadır ve gönderdiği sinyalle (bedensel hastalıkla) dikkatimizi çekmeye çalışıyor demektir. Başımız ağrıyorsa ve aldığımız tüm ilaçlara, uyduğumuz tüm tavsiyelere, gittiğimiz onca doktora rağmen tam bir iyileşme olmuyorsa kendimize ‘başımı nasıl ağrıtıyorum? Ne düşünüyorum? Ve  son zamanlarda ne yaşıyorum’ diye veya ‘başım ağrıdığında özellikle ne yapamıyorum? Ve baş ağrısı yüzünden yapamadığım o şeyleri başım ağrımıyorken yapmayı gerçekten istiyor muyum? Yoksa kendimi istemediğim şeyleri yapmaya mı zorluyorum?’ diye sormamızın vakti gelmiş demektir.

Tüm bedensel hastalıklarımız-eğer onların ne anlatmaya çalıştığına, içerdikleri mesaja-kulak verirsek daha mutlu,daha tatminli daha kaliteli bir hayat yaşamamız için eşsiz bir fırsattır.

Benzer Makaleler

İlginizi Çekebilecek Videolar

instagram

Atatürk Mah. Sedef Cad. 36. Ada Ata 2-4 Blok 2/160 Ataşehir – İstanbul
0216 455 02 56
0532 667 22 33