<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</title>
	<atom:link href="https://temasdanismanlik.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://temasdanismanlik.com/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Jan 2026 01:13:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.7</generator>

<image>
	<url>https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2023/07/cropped-icon-temasdanismanlik-32x32.png</url>
	<title>Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</title>
	<link>https://temasdanismanlik.com/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>GEÇMİŞİN İZLERİNİN ETKİLERİ: BÜYÜMEK? ÇOCUK KALMAK?</title>
		<link>https://temasdanismanlik.com/gecmisin-izlerinin-etkileri-buyumek-cocuk-kalmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serap Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 06:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serap Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temasdanismanlik.com/?p=4376</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçmişin İizlerinin Etkileri : Büyümek? Çocuk Kalmak ? Yazar: Uzman Psikolog Serap Sözen Çocukluk yaralarımız, Gestalt yaklaşımının diliyle “bitmemiş meseleler”imiz; içten içe kanarken üstü kabuk tutmuş<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/gecmisin-izlerinin-etkileri-buyumek-cocuk-kalmak/">GEÇMİŞİN İZLERİNİN ETKİLERİ: BÜYÜMEK? ÇOCUK KALMAK?</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="4376" class="elementor elementor-4376">
				<div class="elementor-element elementor-element-32991ce e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="32991ce" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-fe2f098 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="fe2f098" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h1 class="elementor-heading-title elementor-size-default">Geçmişin İizlerinin Etkileri : Büyümek? Çocuk Kalmak ?</h1>				</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-afe22e1 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="afe22e1" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-e3db60e elementor-widget elementor-widget-image" data-id="e3db60e" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
															<img fetchpriority="high" decoding="async" width="983" height="494" src="https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/cocuk-yetiskin.jpg" class="attachment-large size-large wp-image-4390" alt="" srcset="https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/cocuk-yetiskin.jpg 983w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/cocuk-yetiskin-300x151.jpg 300w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/cocuk-yetiskin-768x386.jpg 768w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/cocuk-yetiskin-260x131.jpg 260w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/cocuk-yetiskin-50x25.jpg 50w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/cocuk-yetiskin-150x75.jpg 150w" sizes="(max-width: 983px) 100vw, 983px" />															</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-64c64d99 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="64c64d99" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-3d48d502 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3d48d502" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Yazar:</b> Uzman Psikolog Serap Sözen</p><p data-path-to-node="9">Çocukluk yaralarımız, Gestalt yaklaşımının diliyle “bitmemiş meseleler”imiz; içten içe kanarken üstü kabuk tutmuş yaralara benzer. O zaman ve orada, yani çocukluktaki önemli ötekilerle (çoğunlukla ebeveynlerimiz) ilişkide açılmış olan yaralar; şimdi ve burada ötekiyle ufacık bir temasta dahi yeniden sızlamaya müsait olarak dururlar iç dünyamızda. Hani birisi gelse bizi sevse, bizi sevmese, bizi terk etse, yalan söylese ya da bize aşık olsa… Yani, insanlık hallerinden herhangi birisiyle ruhumuzu ziyaret etse de o hassas nokta tekrar tetiklenip kanasa diye bekler adeta.</p><p data-path-to-node="10">İnsan zihninin aşina olduğuna tutkulu bağlılığı, kabuk bağlamış yarayı yeniden açacak olan ötekini arar durur bilinçdışı bir biçimde. Ne demektir bu? Herkes ama herkes ilksel ilişki nesnelerinin öğretilerinin yarattığı konfor alanına bilinçdışı bir biçimde bağımlıdır. En somut haliyle; çocukken ebeveynleriniz tarafından yeterince sevilmemiş, anlaşılmamış, öz değerinizin farkına varılmamış, yeterince onaylanmamış, görülememiş, duyulmamış, terk edilmiş veya sınır ihlallerine maruz kalmışsanız… İşte bunlar sizin içten içe kanadığı halde üstü kabuk tutmuş hassas noktalarınızdır. Ve her yara, bilinçdışı bir biçimde kendisini hatırlatacak olanı arar durur. Yara, içindeki yükü henüz bırakmamıştır çünkü. Duygusal yükünü boşaltmadan kabuk bağlamak zorunda kalmıştır. Buna da “büyümek” denir çoğu kez. Yaş almak demek daha doğru olur belki.</p><p data-path-to-node="11">Zorlu bir çocukluk geçirmiş olsanız bile hayatta kaldıysanız büyürsünüz. Yaş alırsınız yani. Ama o örselenmiş olan parça, yaşandığı yaş düzeyinde takılıp kalmıştır aslında. Bedeni büyümüş yetişkinin ruhunun o parçası çocuk kalmıştır. Ve &#8220;şimdi ve burada&#8221;nın yetişkini, içindeki o zamanında çok acı çekmiş küçük çocuk parçasını korumak için çok daha donanımlı hale gelmiştir. Donanımlı hale gelmiştir ama vizyonu hala o küçük çocuğunki kadardır çoğu zaman. Çocukluk deneyimlerinin mağduru olmuş bugünkü yetişkin, o küçük çocuğun bakış açısıyla bugünü ve buradaki deneyimini yorumladıkça, bugünün ilişki dünyasında zorlanmaya mahkum olacaktır ne yazık ki.</p><p data-path-to-node="12">Bugünün ilişkilerinde tetiklenen her hassasiyet çoğunlukla çocukluğa işaret eder. &#8220;O zaman ve orada&#8221; (çocukluk döneminde) yeterince duyulmamış, anlaşılmamış, duyguları değer görmemiş ise; &#8220;şimdi ve buradaki&#8221; (yetişkin hayat) ilişki nesnelerinin kendisini anlamadığından, duygularına değer vermediğinden, görünmez oluşundan şikayet edecektir.</p><p data-path-to-node="13">Geçmişin gölgeleri, bugünün ilişkilerinde kendilerini var etmek için ellerinden geleni yapacaktır. Alacaklısı olduğumuz her duygusal borcun, önem verdiklerimizle ilişkide tahsilatçısı konumunda oluruz. Anneniz sizi yeterince sevememiş ve ihtiyaç duyduğunuz şekilde anlayamamışsa örneğin; şimdiki hayatınızdaki partneriniz artık bu çocukluk borcunun teminatçısı olmak zorunda kalabilir. Babanız sizi sevmemiş veya sert davranmışsa; bugün ve buradaki eşiniz, sevgiliniz, patronunuz ya da arkadaşınız, sizi sevmeyen bir &#8220;zalim&#8221; olarak algılanmaktan kendini kolay kolay kurtaramaz. Hele ki babanızın tavrına benzer bir tutum içindeyse; onu cezalandırma isteğinizi eyleme geçirmemek, duygusal olarak katılaşmaktan kendinizi korumak için çocukluk geçmişinizde empatik bir ötekinin (belki bir anne, teyze, hala, öğretmen vb.) varlığına derinden ihtiyaç duyarsınız.</p><p data-path-to-node="14">İnsan denen varlığın hikayesinin temellerinin çocuklukta atılıyor olduğu gerçeği, insan olmanın en ironik yüzü olsa gerek! Zorlu bir çocukluğun yarattığı labirentten çıkışı bulmak her zaman kolay olmaz. Bu ciddi bir azim, irade ve sürekli gelişim çabası içinde olmayı gerektirir. Jung’un dediği gibi “Bilinçdışınızı bilmezseniz, o sizin kaderiniz olur” tespitini haksız çıkarmak için ciddi bir farkındalık çabası gerekir.</p><p data-path-to-node="15">Çocukluk yaşantılarınızın ağırlığını zihinsel düzeyde anlamak yetmez değişim için. &#8220;O zaman ve oradaki&#8221; bitmemiş meselelerinizin yol gösterdiği istikamete, &#8220;bugün ve burada&#8221; gitmemeniz için düzenli ve istikrarlı bir içsel çalışma içinde olmanız gerekir. Geçmiş deneyimler, bugünkü deneyimlerinizi anlamak ve anlamlandırmak için bazen yanıltıcı bir konfor alanı sağlar. Her benzer duruma uyduğunu düşündüğünüz bir açıklamanın ruhsal ceplerinizde hazır olduğu bir hayatı yaşamak ciddi bir konfor demektir. Ancak her konfor alanı; değişmemek, gelişmemek, yeni olana kendini kapatmak ve geçmişin sınırlarına mahkum olmak demektir.</p><p data-path-to-node="16">Yani çocukluğunuzda gerçekten sevilmemiş ve anlaşılmamış iseniz; bugün ve buradaki partneriniz bir duygusal beklentinize cevap vermemiş ise bu, belki de sevilmediğiniz anlamına gelmiyordur. Belki de o da kendi hayatında içinden çıkamadığı bir şeyler yaşıyordur. Ve size hak ettiğiniz ilgiyi bu yüzden veremiyordur. Bu olabilir mi? Pekâlâ mümkün bir durumdur. Ancak eğer siz çocukluğunuzda bu konuda çok fazla örselenmiş iseniz, mevcut durumu bu şekilde anlamlandırıp ilişkideki duruşunuzu ötekinin duygularını da kapsayacak şekilde konumlandırmanız kolay olmayacaktır. Öteki o an da sizi anlamayan, duygularınıza değer vermeyen ebeveyniniz ya da her kimse o kişi olmuştur çünkü bilinçdışı bir biçimde.</p><p data-path-to-node="17">Ve sonra çatışma başlar. “Beni anlamıyorsun”, “Beni seviyor olsaydın, senin gözünde bir değerim olsaydı duygularıma değer verir ve senden beklediğim anlayışı bana gösterirdin” diye düşünürken ya da karşınızdakine sitem ederken bulursunuz kendinizi. Belki o kişi aslında sizi gerçekten önemsemektedir. Ancak çeşitli sebepler ve/veya kendi duygusal eksikliği nedeniyle o an, andaki ihtiyacınıza cevap verememiştir. Bu olabilir mi? İnsan ilişkilerinde gayet mümkün bir durumu konuşuyoruz. Ancak bu, sizin içinizdeki küçük, yaralı, duyulmamış çocuk için ne kadar mümkündür sahiden? Yeterince iyi bir ebeveyn sizi anlaması, duygularınıza değer vermesi, kapsaması gereken kişidir. Bu noktada haklı olsanız da ebeveyn de bir insandır ve kendisinin alacaklısı olduğu bir şeyi size verememiştir işte!</p><p data-path-to-node="18">Bunu şimdi ve buradaki partnerinizden kusursuzca karşılamasını talep etmeniz ne kadar adildir peki? Adalet duygusu çocukken tek yönlüdür. Öyle de olmalıdır. Yani sizin duygusal ihtiyaçlarınızın olması son derece doğaldır ve bunun ebeveyniniz tarafından karşılanmasını beklemeniz de çocukken hakkınızdır. Peki ya şimdi ve burada olan nedir? Artık bir yetişkinsinizdir. Ve karşınızdaki muhatabınız da kendi yaraları olan küçük bir çocuğu içinde barındıran bir başka yetişkindir. Size hakkınız olanı en ideal biçimde veremiyorsa bu sizi sevmediği anlamına mı gelir, yoksa onun zorluklarıyla sizinkilerin bir noktada kesişiyor olma ihtimaline mi denk gelir? Sizde olmayan şey onda da olmuyor olabilir mi acaba?</p><p data-path-to-node="19">İnsanoğlu eksiktir. Eksiklidir. Ve kimse ötekinin ruhsal boşluklarını muazzam bir biçimde kapatabilecek kadar kusursuz değildir. Geçmişten alacaklı olduğumuzun kabulü, yani bitmemiş meselelerimizle yüzleşmek bir insan olarak öncelikle kendi kendimize olan borcumuzdur. Hiç kimse kendisine alacaklı gibi yaklaşan ötekiyle uzun vadeli dengeli bir birliktelik kuramaz. Bu söylediğim her türlü ilişki biçimi —sevgililik, evlilik, arkadaşlık, iş ilişkileri— hepsi için geçerlidir.</p><p data-path-to-node="20">Herkes kendi alacaklısı olduğu duygusal ihtiyaçlarını kendi içinde karşılamakla, kendi sağlıklı yetişkin tarafını çocukluğuna ebeveyn kılmakla yükümlüdür. Aksi takdirde ilişki çıkmazları yaşamak kaçınılmaz olacaktır. Hiç kimse kendisiyle ilgili olmayan, bir başkasının yol açtığı borçları ödemek istemez. Buna gönüllü görünen birisi varsa o kişi &#8220;kurtarıcı&#8221; rolü içindedir ki bu da o kişinin kendi çocukluğundan alacaklı olduğunun bir göstergesidir.</p><p data-path-to-node="21">Büyümek, bazen zorluklarla yüzleşmek demektir. Büyümek, eksik yanlarımızla hemhal olmak zorunluluğu demektir. Geçmişten alacaklı halimizle, kendi kendimizin en iyi versiyonuna ulaşma çabası içinde olmak, insan oluşun en erdemli halidir kanımca. Yeterince sevilmemiş, duyguları önemsenmemiş, sınırları ihlal edilmiş bir çocuk olmak büyük talihsizlik olsa da; böyle bir çocukluktan erdemli, vicdanlı ve farkındalık sahibi bir birey yaratmak herkesin kendi sorumluluğudur!</p><p data-path-to-node="22">Yetişkin hayattaki eylemlerimizi, sanki hiçbir irade ve düşünme potansiyeline sahip değilmişiz gibi başkasının yaptıklarına mal ediyorsak; bu bizi mağdur kılmadığı gibi bugün ve buradaki ilişkilerimizde tartışma götürmez bir biçimde zorlayıcı birine dönüştürür. Yetişkin olmak; çocukluk yaralarımızın suçlusu biz olmasak bile sorumluluğunu almak ve aynı döngüyü bir başkasının hayatında yaratmamayı seçmek demektir. Gerçek güç, kişinin çocukluğunda kendisine verilmemiş olanı vermeyi öğrenmenin bir yolunu bulmak ve bu konuda cömert olmak demektir.</p><p data-path-to-node="23">Çocukluğunuzdan alacaklıysanız layıkıyla büyümek ve yetişkin olmak zordur. Ancak hayat bunu yapabilen insanlarla doludur. Şimdi seçim hakkı sizindir. Davranışlarınızı zorlu geçen çocukluğunuza mı bağlayarak açıklayacaksınız, yoksa tüm bu geçmişi kabul edip; bunlara rağmen etik, vicdan sahibi, davranışlarının sorumluluğunu kimseyi suçlamadan üstelenen yetişkin bir birey mi olacaksınız? Seçim sizin!</p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		<p><a href="https://temasdanismanlik.com/gecmisin-izlerinin-etkileri-buyumek-cocuk-kalmak/">GEÇMİŞİN İZLERİNİN ETKİLERİ: BÜYÜMEK? ÇOCUK KALMAK?</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANNELİK İŞLEVİ : “GERÇEK Mİ PROTEZ Mİ?”</title>
		<link>https://temasdanismanlik.com/annelik-islevi-gercek-mi-protez-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serap Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 May 2025 13:02:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serap Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temasdanismanlik.com/?p=4366</guid>

					<description><![CDATA[<p>ANNELİK İŞLEVİ : “GERÇEK Mİ PROTEZ Mİ?” Yazar: Uzman Psikolog Serap Sözen Annelik kavramı çağlar boyunca kutsallığına sürekli vurgu yapılmış, yüceltilmiş; anneliğe ve annelere, anne olan<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/annelik-islevi-gercek-mi-protez-mi/">ANNELİK İŞLEVİ : “GERÇEK Mİ PROTEZ Mİ?”</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="4366" class="elementor elementor-4366">
				<div class="elementor-element elementor-element-32991ce e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="32991ce" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-fe2f098 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="fe2f098" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h1 class="elementor-heading-title elementor-size-default">ANNELİK İŞLEVİ : “GERÇEK Mİ PROTEZ Mİ?”</h1>				</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-afe22e1 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="afe22e1" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-e3db60e elementor-widget elementor-widget-image" data-id="e3db60e" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
															<img decoding="async" width="983" height="614" src="https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/mom-care.jpg" class="attachment-large size-large wp-image-4372" alt="" srcset="https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/mom-care.jpg 983w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/mom-care-300x187.jpg 300w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/mom-care-768x480.jpg 768w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/mom-care-234x146.jpg 234w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/mom-care-50x31.jpg 50w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/05/mom-care-120x75.jpg 120w" sizes="(max-width: 983px) 100vw, 983px" />															</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-64c64d99 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="64c64d99" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-3d48d502 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3d48d502" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Yazar:</b> Uzman Psikolog Serap Sözen</p><p data-path-to-node="9">Annelik kavramı çağlar boyunca kutsallığına sürekli vurgu yapılmış, yüceltilmiş; anneliğe ve annelere, anne olan kadınlara başka hiçbir alanda tanınmayan hak ve ayrıcalıklar atfedilmiştir. Bir insan yavrusunu 9 ay boyunca bedeninde ve bir ömür boyu ise zihninde taşımak elbette ki az bir fedakârlık değildir. Bu misyonu layıkıyla yerine getirebilen bir anneye sahip olmak bu hayattaki en büyük şanstır şüphesiz ki.</p><p data-path-to-node="10">Fakat her insan yavrusu aynı şansa sahip olarak gelmez bu dünyaya. Bazı çocuklar “protez” anneler tarafından büyütülür. Ve hiçbir zaman nedenini tam olarak anlayamadıkları bir boşluk duygusu, iç sıkıntısı, fazlalık gibi hissetme, kendilerinde temelden bir şey eksikmiş, bir kusur varmış gibi duyumsama hali deneyimlerler. Ve bu acı verici deneyimlerin etkileri ne yazık ki &#8220;şimdi ve buradaki&#8221; hayatlarındaki başarılar, maddi ve manevi kazanımlar, başkaları tarafından çok sevilen birisi olmak gibi gerçeklerle dahi kolayca değiştirilemez.</p><p data-path-to-node="11">“Protez anne” kavramını açıklamadan önce protez ne demektir ona bir bakalım. Protez: “eksik bir organın yerini tutmak, bir organın işlev kaybını örtmek amacıyla yapılan yapma organ veya parça.”</p><p data-path-to-node="12">Annesini sanki gerçek bir anne gibi değil de &#8220;protezmiş&#8221; gibi deneyimleyen çocuk nasıl bir annelik deneyimine maruz kalmaktadır? Annenin protez varlığı çocuğun ruhsal ve duygusal gelişimi için ihtiyaç duyduğu hangi işlevlerin yerini tut(ama)maktadır? Protez bir annelikle büyütülen bir çocuk kendiliğini nasıl deneyimler? Kendisiyle ve dış dünyayla ilişkisi nasıl şekillenir?</p><p data-path-to-node="13">Protez anneliği bir metaforla açıklamak daha kolay olacak gibi gözüküyor. Tüple dalış yapmayı ilk kez deneyimleyenler bilirler ki suyun altında, sırtında kilolarca ağırlıkta oksijen dolu bir tüple ve sana eşlik eden “buddy” diye adlandırılan dalış rehberiyle birlikte metrelerce derine dalmak oldukça ürkütücü olabilir. Bu deneyimi bu denli ürkütücü ve kaygı uyandırıcı kılan en önemli sebep, suyun altında bildiğimiz iletişim yöntemi olan konuşmanın mümkün olmamasıdır. Bu nedenledir ki dalış öncesinde rehber, su altında anlaşabilmek için bazı işaretler öğretir.</p><p data-path-to-node="14">Kelimelerin, konuşmanın yerinin olmadığı o sessiz dünyada, amatör dalışçıyı olası risklerden veya panikten koruyan tek şey; o işaretlerin ne anlatmaya çalıştığının rehber tarafından anlaşılıp, an’da beliren ihtiyacın karşılanmasıdır. Kişi derinlerde bir zorlukla karşılaşırsa ancak bu sayede güvende kalabilir.</p><p data-path-to-node="15">Gerçek bir annenin annelik işlevlerini yerine getirmesiyle, büyük bir cesaretle suyun derinlerine dalmış kişiye eşlik eden rehberin işlevi arasındaki benzerlik tam da bu noktadır. Gerçek bir anne çocuğunun an’da beliren ihtiyacına duyarlı, o ihtiyacı belki de dile dökemeyecek kadar küçük olan çocuğu yerine isimlendirebilen, o ihtiyacın karşılanması için çaba gösteren bir kişidir. Annelik işlevlerini sindirebilmiş kişi, bir ihtiyacın temsili olan işaretleri (ağlama, bakış, huzursuzluk) dikkatlice ve duyarlılıkla takip edip, ihtiyacın karşılanması için inisiyatif gösterip sorumluluk alabilen birisidir.</p><p data-path-to-node="16">Bu işlevleri etkin bir biçimde gerçekleştirebilen gerçek anne çocuğuna kendisini güvende hissettirir. Çocuğa adeta şu mesajı vermektedir: “İlerle, devam et, çevreyi keşfet, ihtiyaç duyduğun zaman ben buradayım”. Ancak gerçek bir annenin varlığında çocuk, deneyimli rehberin suyun altında eşlik ettiği öğrencisi gibi dış dünyayı keşfe çıkabilir. Keşfettiklerine anlam veremez ve/veya ürkerse annesi, bu deneyimi karşılarken orada, yanında, yakınında olduğu hissini verir. Dış dünya, güzel olduğu kadar ürkütücüdür de. Tanımlanamayan birçok uyaranla dolu dış dünya, ancak gerçek bir annelik işleviyle (güven veren, yanında olduğunu hissettiren, çocuğun kaldıramayacağı duygusal yükü onun için başa çıkılabilir seviyeye dönüştürebilen) tanımlanabilir, anlamlandırılabilir ve yönetilebilir hale getirilebilir.</p><p data-path-to-node="17"><b data-path-to-node="17" data-index-in-node="0">Protez anne nasıl birisidir?</b> Protez anne, gerçek bir annenin annelik işlevlerini taklit eden ve çocuğunun ihtiyaçlarını “görevi gibi” görerek karşılamaya çalışan kişidir. Protez anne çocuğunun bir ihtiyacına işaret eden örneğin ağlama, bağırma, öfke nöbeti geçirme gibi uyaranlara karşı duyarsız olmamakla birlikte; bunlara sorun çözer gibi, mekanik bir yaklaşımla yaklaşır. Sanki kendisi bir teknisyen ve çocuk da onarılması gereken bir sistemmiş gibi yaklaşır çocuğunun ihtiyaçlarına.</p><p data-path-to-node="18">Ortada net bir anne ihmali yoktur belki ama tutumlarda bir yapaylık, mesafe veya kopukluk olduğu çocuk tarafından hep hissedilir. Anne oradadır, ihtiyaç belirdiğinde ihtiyacı karşılamaya çalışmaktadır, hatta fedakârlık bile yapmaktadır. Ancak çocuk derinlerde bir şeylerin eksik olduğunu hep hisseder. Anne çocuğunu sevmiyor gibi değildir de sevgisi temel besinlerden –güven verme, çocuğun varlığından hoşnut olma, çocuğunun deneyimlerine eşlik etmekten keyif alma, samimiyet– yoksun gibidir. Bu, tüm yiyecekler &#8220;fast food&#8221; olsa da ağzına kadar yiyecekle dolu bir sofradan yemeye rağmen doymadan kalkmaya benzer. Protez annenin sevgisi anlık olarak tok tutar ama ruhsal olarak doyurmaz…</p><p data-path-to-node="19">Protez annenin çocuğu saran kolları da bazen mesafelidir. Çocuk o dokunuşlarda temelden bir şeyin eksik olduğunu hissedebilir. Duygu var gibi görünür ama teması zayıftır. Çocuk anneye sarıldığında, anne de onu kollarıyla sardığında beklediği sıcaklığı tam olarak hissedemeyebilir. Anne oradadır, kolları oradadır. Ama çocuk cansız bir nesneye sarılıyormuş gibi hissetmekten korkar. Sarılmaya eşlik eden o derin duygusal aktarım eksik kalmıştır çünkü.</p><p data-path-to-node="20">Protez annenin en çok zorlandığı konu, gerçek bir annenin doğallıkla yapabildiği; çocuğun duygularını anlama ve kapsama işlevidir. Annelik işlevleri yüksek olan bir anne; çocuğunun öfke, korku, üzüntü, hayal kırıklığı gibi çocuğa ağır gelen duygularını anlar ve çocuğa anlaşıldığı hissini vererek onu sakinleştirebilir. Bunu bazen çocuğuyla duyguları hakkında konuşarak, bazen ona şefkatle sarılarak, bazen sadece yanında olduğunu hissettirerek yapar. Protez anne ise çocuğunun bir sorunu olduğunda onu dinler, çünkü dinlemesi gerektiğini düşünmektedir. Ancak bu dinleme çocuğu anlamaya yönelik değil, o anki sorunu çözmeye yöneliktir. Bol bol akıl verir, önerilerde bulunur. Çocuk annesi tarafından ilgiyle dinlenilmediğini hisseder. Ve tabii her defasında kendisini dinliyor gibi gözüken annesinin neden kendisini hiçbir zaman anlamadığını sorgular.</p><p data-path-to-node="21">Protez anne sorun çözmeye odaklıdır çünkü. Belki amacı bu değildir ancak tavırlarıyla çocuğuna “Senin duyguların üzerinde durulmaya, anlamaya çalışmaya değecek kadar önemli değil. Hadi bir an önce çözelim ve konuyu kapatalım” mesajı verebilir. Çocuk beklediği duygusal yanıtları alamamanın değersizliğini deneyimler.</p><p data-path-to-node="22">Protez annelerin çocukları için hayat bazen &#8220;anlaşılmama&#8221; hissiyle başlar. Bu bireyler genelde kendilerini hep bir şeylerin dışında kalmış gibi hissedebilirler. Değersiz hissetmek, dışlanmışlık, hiçbir yere tam olarak ait olamama hissi, insanlarla ilişki sürdürmede zorluk yaşamak; bu bireylerin dış dünyayla ilişkilerinde sık deneyimledikleri durumlardır. Her çocuk için dış dünyanın nasıl bir yer olduğunun ilk temsili anne ve onunla kurulan ilişkidir.</p><p data-path-to-node="23">Protez annelerin çocukları, annelerinin annelik işlevlerinin eksikliği üzerine kendi benliklerini kurgulayabilirler. Çocuk “annem duygularımla nasıl ilgileneceğini bilmiyordu” demez de “ben duyguları dinlenilmeyi, anlaşılmayı hak edecek kadar değerli birisi değilim” der, kendini böyle tanımlar. Anne dış dünyanın, çocuğun yaşam boyu karşılaşacağı ötekilerin sembolüdür. Protez anne çocuğuyla “görevi olduğunu düşündüğü için” ilgilenmişse; çocuk da insanların kendisiyle gerçekten kendisi olduğu için ilişki kurduklarına, kendisine gerçekten değer verdiklerine inanmakta zorlanabilir.</p><p data-path-to-node="24">Protez annelerin çocukları için en kafa karıştırıcı olan durum; anneleri oradayken, yanlarındayken dahi neden bu kadar yalnız hissettiklerini bir türlü anlayamamalarıdır. Anlayamazlar çünkü anne fiziksel olarak vardır. Öyleyse neden bu kadar yalnızdırlar? Yetişkin olduklarında neden hep onlara değer vermeyen veya duygusal olarak ulaşılmaz partnerler kendileri için çekici gelmiştir? Belki de partnerlerinin gözünde, annelerinin gözlerinden kendilerine hiç yansımamış olan “değerlisin” hissinin varlığını aramaktadırlar.</p><p data-path-to-node="25">Annelik işlevi eksik kalmış, “protez” bir ilişkiyle büyüyen çocukların hayatı zorlayıcı olabilir. Ancak bu bir kader değildir. Annelik işlevinin yarattığı boşluklar; yetişkinlikte farkındalık çalışmaları, kişisel gelişim süreçleri ve profesyonel psikolojik danışmanlık desteği ile onarılabilir. İnsanın kendi değerini yeniden inşa etmesi ve gerçek bağlar kurabilmesi her zaman mümkündür.</p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		<p><a href="https://temasdanismanlik.com/annelik-islevi-gercek-mi-protez-mi/">ANNELİK İŞLEVİ : “GERÇEK Mİ PROTEZ Mİ?”</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DOLANDIRICILIK SERİSİ :1</title>
		<link>https://temasdanismanlik.com/dolandiricilik-serisi-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serap Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 07:55:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serap Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temasdanismanlik.com/?p=4352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dolandırıcılık Serisi : 1 Dolandırıcılık ve Dolandırıcıların Psikolojik Oyunları Yazar: Uzman Psikolog Serap Sözen Bu yazımda insanlık onuruna büyük bir saldırı olarak tanımladığım dolandırıcılık kavramından ve<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/dolandiricilik-serisi-1/">DOLANDIRICILIK SERİSİ :1</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="4352" class="elementor elementor-4352">
				<div class="elementor-element elementor-element-32991ce e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="32991ce" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-fe2f098 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="fe2f098" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h1 class="elementor-heading-title elementor-size-default">Dolandırıcılık Serisi : 1<br>
Dolandırıcılık ve Dolandırıcıların Psikolojik Oyunları
</h1>				</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-afe22e1 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="afe22e1" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-e3db60e elementor-widget elementor-widget-image" data-id="e3db60e" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
															<img decoding="async" width="983" height="303" src="https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/04/scammer.jpg" class="attachment-large size-large wp-image-4358" alt="" srcset="https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/04/scammer.jpg 983w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/04/scammer-300x92.jpg 300w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/04/scammer-768x237.jpg 768w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/04/scammer-260x80.jpg 260w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/04/scammer-50x15.jpg 50w, https://temasdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/04/scammer-150x46.jpg 150w" sizes="(max-width: 983px) 100vw, 983px" />															</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-64c64d99 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="64c64d99" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-3d48d502 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3d48d502" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p data-path-to-node="7"><b data-path-to-node="7" data-index-in-node="0">Yazar:</b> Uzman Psikolog Serap Sözen</p><p data-path-to-node="8">Bu yazımda insanlık onuruna büyük bir saldırı olarak tanımladığım dolandırıcılık kavramından ve dolandırıcı kişilerin mağdurları üzerinde gerçekleştirdikleri psikolojik oyunlardan bahsediyor olacağım.</p><p data-path-to-node="9">TCK’ya göre dolandırıcılık; hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlamasıdır. Türk Dil Kurumu ise dolandırıcılığı &#8220;birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, desise, entrika&#8221; (Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, s.891) olarak tanımlar. Dolandırıcılık hem dilsel hem de hukuki açıdan anlaşıldığı üzere; failin mağdurun duygusal, maddi, manevi zaaflarından faydalanarak kendisinin yararına olacak şekilde bir kazanç sağlamak adına mağduru sömürdüğü, kullandığı, nesneleştirdiği tüm davranış biçimlerine işaret etmektedir.</p><p data-path-to-node="10">Birçoğumuz için tanımı dahi dehşet uyandıran bu gibi davranış biçimlerini sergileyen insanların kişilik özellikleri ve davranış biçimlerinin nasıl tezahür ettiği ise hukuktan çok daha öte ancak onu da kapsayan bir alanın, psikoloji ve davranış bilimlerinin konusudur kanımca. Bu nedenle dolandırma amacı güden her türlü davranışın altında yatan olası psikolojik sebepleri, dolandırıcıların özelliklerini yakından bilmek ve manipülatif davranışlarına karşı bir aşinalık oluşturulması, bu durumlardan korunmak için gerekli ve son derece önemlidir.</p><p data-path-to-node="11">Öncelikle dolandırma eylemini gösteren kişilerin psikolojik oyunlarını inceleyelim. Birkaç başlık halinde sıralamak istediğim bu manipülatif psikolojik oyunları, hedeflerindeki kişilere nasıl sunduklarına yakından bakalım:</p><p data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">1. Manipülasyon</b> Manipülasyon, yani bir diğer adıyla yönlendirme; dolandırıcının karşısındaki kişinin kendisi hakkında nasıl düşünmesini istiyorsa o şekilde düşünmesini sağlayacak şekilde davranması ya da konuşmasıdır. Manipülasyon, dolandırıcının mağduru ikna etmek adına kendisini olmadığı bir kişi gibi göstermesinden tutun da; kişinin kendisini aslında olmadığı bir kişi gibi hissetmesine ya da olmadığı bir kişi gibi davrandığına inandırılmasına kadar çeşitli şekillerde tezahür edebilir. Dolandırıcının mağdur üzerinde kullandığı bir numaralı silahı; kişiyi manipüle eder şekilde konuşmak, davranmak ve hissettirmektir.</p><p data-path-to-node="13">Manipülatör bir kişi bunu yapabilmek için karşısındakine öncelikle güven verir. Onu göklere çıkaracak şekilde idealize edebilir. Yeryüzünde kişinin tek yakınıymış gibi hissetmesine, kendisi dışında herkesin onu sömürmek, kullanmak için hayatında olduğuna ikna edebilir. Mutlaka ama mutlaka kişinin bağlarına saldıracaktır. Bu sayede onu yalnız bırakacak ve avını çok daha kolay yönlendirebilir hale gelecektir. Hiçbir manipülatör güçlü bağları olan, kendisini desteklenmiş ve seviliyor hisseden, bir gruba aidiyet duygusu olan, aile bağları güçlü, destek sistemleri sağlam bir kişiyi hedef olarak belirlemez. İzolasyon manipülatörün ilk hedeflerinden birisidir. Kişiyi izole eder ki; manipülatörün duygusal baskılarıyla aklı karışan kişinin dikkatini çekecek ve onu uyaracak kimse olmasın ister.</p><p data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">2. Aşırı İdealizasyon</b> Manipülatörün hedefindeki kişi, manipülatör tarafından yere göğe sığdırılamaz. Çok güzeldir, çok zekidir, çok başarılıdır, çok iyi bir insandır, onu şimdiye kadar kimse tanımamıştır, vazgeçilmezdir… Bu gibi idealizasyonlara karşı uyanık olmak ve karşı koymak, manipülasyonun hedefindeki kişi için hiç kolay olmayabilir. Hele ki kişi duygusal açıdan yalnız, anlaşılmamış, sevilmemiş, hiçbir yere ait değil gibi hissediyorsa…</p><p data-path-to-node="15"><b data-path-to-node="15" data-index-in-node="0">3. Yakınlık Ve Destek Sunar Gibi Davranmak</b> Manipülatör ileride mağduru kıskıvrak yakalamak için başlarda maddi manevi destek verir/verebilir. Her an yanında olur. İyi bir dost gibi dinler. Çok aşıkmış gibi her dakika aklında olduğunu vurgular. Pahalı hediyeler alabilir. Lüks mekanlara götürebilir. Bu yolla kişinin hayranlığını ve güvenini kazanan manipülatörün yaklaşan hamlesi için güçlü bir engel de aşılmış olur.</p><p data-path-to-node="16"><b data-path-to-node="16" data-index-in-node="0">4. Acındırma Ve/Veya Merhamet Duygularını Tetikleme</b> Manipülatör, hedefindeki kişinin insani, ahlaki ve vicdani değerlerini anlamak ve kullanmak konusunda ustalaşmış kişidir. Mağdurlar çoğunlukla zaten oldukça merhamet sahibi insanlardır. Başkalarının acılarını, sıkıntılarını derinden hissetme kabiliyetleri, yüksek ahlaki ve vicdani standartları olan, yüksek empati becerisine sahip kişiler, manipülatörlerin en kolay hedefleri olmaktan kaçamazlar maalesef. Bu durumun farkına varmak konusunda ustalaşmış kişi; başına gelen türlü çeşitli felaketleri sıralamaktan, çoğunlukla da uydurmaktan hiç imtina etmez.</p><p data-path-to-node="17">Başında büyük bir bela vardır. Acil paraya ihtiyacı vardır. Bankadaki parasına haciz gelmiştir. Kalacak yeri yoktur. Acil ameliyat olması gerekiyordur. Evcil hayvanı hastalanmıştır. Annesi yoğun bakıma alınmıştır… Çoğunlukla tamamı kurgu olan bu ifadeler, kişiyi kısa ya da uzun vadede madden ve manen rahat sömürebilmek için söylenir. Ne de olsa karşısındaki kişi merhamet sahibidir ve bu gibi durumlara duyarsız kalamayacak özelliktedir.</p><p data-path-to-node="18"><b data-path-to-node="18" data-index-in-node="0">5. Abartma Ya Da Abartılı Olasılıklar</b> Manipülatörün başına milyonda bir olabilecek olaylar sürekli gelir. Bankadaki parasına haciz gelir, ölümcül bir hastalık çıkar ya da bir yakınının başına bir felaket gelmiştir. Bu ve bunun gibi olaylar elbette bir insanın başına gelebilir. Ancak dikkat ederseniz manipülatör sürekli bir biçimde bu gibi olaylarla karşılaşmaktadır. Bunun bir diğer örneği ise çok zengin, güzel, başarılı, ünlü kişilerin kendisine aşık olduğu ya da eskiden sevgilisi olduğu gibi söylemlerdir. Bu gibi söylemlerin amacı da kendisini vazgeçilmez, çok değerli, çok önemli bir kişiymiş gibi gösterip güven kazanmak ve hayranlık uyandırmaktır.</p><p data-path-to-node="19"><b data-path-to-node="19" data-index-in-node="0">6. Kronik Yalancılık</b> Manipülatörün söylemleri ve davranışları dışarıdan bakıldığında burada bir kötü niyet olduğunu düşündürecek kadar tutarsız olabilir. Ancak eğer bir manipülatörün hedefindeyseniz, süslü kelimeler ve kötü niyet için işleyen bir zekanın da hedefindesinizdir demektir. Olayın içinde olan taraf olarak dışarıdan bakan birisinin duru görüsüne sahip olamıyor olabilirsiniz. Kendinizi suçlamayın. Onun uzmanlık alanı budur. Güzel sözlerinin ve abartılı davranışlarının ardındaki niyeti görememiş olabilirsiniz. Hayatınızda manipülatif özellikleri olduğunu düşündüğünüz birisi varsa sessizce söylemlerini ve davranışlarını izleyin. Tutarsızlıklar, boş vaatler, tutulmayan sözler mutlaka dikkatinizi çekecektir.</p><p data-path-to-node="20"><b data-path-to-node="20" data-index-in-node="0">7. Bağlara Saldırı, İzole Etme Girişimi</b> Dolandırıcı bir manipülatör mutlaka ama mutlaka hedefindeki kişiyi izole etmeye, yani manipülatörden önce kurduğu çoğunlukla güçlü ve sağlam bağlara saldıracaktır. Kişinin hayatında olup onu koruyabilecek, gözünü açabilecek herkesi düşman belleyecektir. Eğer zeki bir manipülatörse, bunu sizin dostunuz gibi görünerek yapar. O sizin iyiliğinizi düşünüyordur ancak en yakın dostunuz sizi mutlaka kıskanıyordur. Anneniz taraflı davranıp kardeşinizle sizi ayrı tutuyordur. Amaç sizi kurduğunuz nitelikli bağlardan izole edip sadece kendisine güvenmeniz ve onu tek yakınınız gibi görmenizi sağlamaktır.</p><p data-path-to-node="21"><b data-path-to-node="21" data-index-in-node="0">8. Duygusal Zaafları Kullanmak</b> Usta bir manipülatör duygusal zaaflarınızı okumakta ve kullanmakta çok yeteneklidir. Eski ilişkilerinizde yaralarınız varsa ve o bunu biliyorsa süslü kelimelerin arkasına sakladığı stratejisiyle zaaflarınızı size karşı kullanacaktır. Örneğin eski sevgiliniz ya da eşiniz sizi aldatmıştır, iyi niyetinizi kullanmıştır; o ise bunları telafi edecek kişi rolüne bürünür. Aileniz sizi anlamayan insanlardan oluşmaktadır ve yalnızlığınıza vurgu yapar. Ama kendisi tüm bu olumsuzluklara rağmen sadece sizi sevdiği ve değer verdiği için hayatınızdadır! Ne kadar anlayışlı, sevecen, sempatik ve dost değil mi?! Dikkatli olun!</p><p data-path-to-node="22"><b data-path-to-node="22" data-index-in-node="0">9. &#8220;Senin İçin Her An Müsaitim&#8221; İzlenimi Vermek</b> Manipülatör, ne zaman ona ulaşmak isteseniz sizi hala bir hedef olarak görüyorsa her an ulaşılabilirdir. Gel dersiniz gelir, ararsınız saniyede açar, mesaj atarsınız hemen döner. Çünkü zaten onun odak noktası sizsinizdir! Siz onun ağına düşmüş biri olarak istediğiniz her an ona ulaşabiliyor olmalısınız ki güven verici olabilsin. Bu sadece uzun vadeli hedefleri için ödediği küçük bir bedeldir. Sizi sağduyulu düşünmeye davet ediyorum. Günümüz koşullarında istiyor olsak bile kimin bir diğeri için her an ulaşılabilir olma lüksü vardır? Nihayetinde her birimiz bir iş sahibiyiz, sorumluluklarımız var. Günün her saati sizin için hazır bekleyen birisinin varlığı, bebeklik dönemimizde annemizle ilişkiden tanıdık geliyor olsa bile bu durum yetişkin hayat için olağan değildir.</p><p data-path-to-node="23"><b data-path-to-node="23" data-index-in-node="0">10. Kontrolcülük Ve Kontrolden Çıktığınızda Uzaklaşma</b> Bu madde birçok manipülatörün en belirgin stratejisidir. Ağına düşürdüğüne ikna olduğu kişi, kendisinin buraya kadar sayılmış olan tuzaklarından birisine düşmemişse eğer, kendisini ondan geri çeker. Geri çekme ile kastedilen şey; her an sizin için müsait olan kişinin bir anda ortadan kaybolmaya başlamasıdır (Ghosting). Ararsınız hemen açmaz, saatler sonra döner, mutlaka acil bir işi çıkmıştır. Mesajlarınıza bakmaz. Bu &#8220;itme-çekme&#8221; tekniği, sizi kendisine karşı daha ilgili hale getirip, kaybettiğini hissettiği kontrolü geri kazanmaya çalışmanın bir yoludur. Sizi bağımlı kılmak üzerinden ilişki kurduğu için kendisini sizden yoksun bırakarak dengeyi bozmaya çalışıyordur. Sizi gerçekten önemseyen birisinin ilişkide istikrarı olur. Bir görünüp bir kaybolmaz.</p><p data-path-to-node="24"><b data-path-to-node="24" data-index-in-node="0">11. Bir Sorun Nedeniyle Size İhtiyaç Duyması</b> Bu maddeye gelene kadar manipülatör planını işletebildiyse artık asıl amaç devreye girer. Çok sıkışık (genellikle maddi) gerçekleşen bir durum olmuştur. Sizden yardım ister. Genellikle maddi bir bedel içeren bu yardıma çok ihtiyacı vardır. Manipülatör açısından bu yardımınız, onun size şimdiye dek sunduğu yakınlık, güven, destek gibi ihtiyaçlarınız için ödemeniz gereken bedeldir. Ve eğer siz bu zamana dek olanları hiç sorgulamadıysanız, bu talebi pek tabii karşılamanız gereken zaruri bir yardım olarak görebilirsiniz. Hem size verdiklerinin yanında bu nedir ki, değil mi? Öyle düşünür, daha doğru bir ifadeyle düşündürülürsünüz!</p><p data-path-to-node="25"><b data-path-to-node="25" data-index-in-node="0">12. Ve Kral Çıplak!</b> Bu maddeye gelene kadar manipülatörün psikolojik oyunlarına kanmış olabilirsiniz. Lütfen kendinizi suçlamayın. Başta da dediğim gibi onlar bu konuda ustadır. Maddi, manevi, duygusal birçok alanda sömürüye uğramış olabilirsiniz. Bu; maddi gücüne, eğitimine, zekasına bakmaksızın herkesin başına gelebilir.</p><p data-path-to-node="26">Ancak eğer artık uyandıysanız ve “kral çıplak!” deme cesareti gösterebildiyseniz kendinizi tebrik edin! Artık durumu fark ettiniz. Manipülatörü yaptıklarıyla yüzleştirdiğiniz anda veya yaptıklarını anlayıp onunla ilişkiyi kesmişseniz yeni bir manipülasyonla da karşı karşıya kalabilirsiniz. Manipülatör tüm bu olanlar için sizi suçlayacaktır! Siz güvensizsinizdir. Onun iyi niyetini anlamamışsınızdır. Her şey sizin &#8220;paranoyak&#8221; olmanızla ilgilidir.</p><p data-path-to-node="27">Ancak ne hikmetse bu zamana dek uydurduğu hikayelerle ilgili kanıt göstermesini istediğinizde en ufak bir kanıtı dahi yoktur! (Çok usta bir dolandırıcı kanıtlarını da kurgulamış olabilir. Lütfen size gösterilen kanıtların doğruluğundan emin olmak için uzmanına danışın.) Manipülatör, emek verdiği kişiden vazgeçmeden önce çoğunlukla son bir hamleyle size kendinizi suçlu hissettirmeye çalışacaktır. Sizi vicdanınızdan vuracak ve bunca zaman yanınızda yer almış olmasına rağmen bu isyanınızı sizin &#8220;nankörlüğünüz&#8221; ya da &#8220;ruh hastası olmanızla&#8221; açıklamaya çalışacaktır.</p><p data-path-to-node="28">Kanıt sunması için ısrarcı olmalısınız. Sunulan kanıta hemen inanmayıp teyit etmelisiniz. Bu maddeye gelene kadar olan şeyleri yapmış birisi koşulsuz güveninizi gerçekten hak etmiş olabilir mi? Ona tekrar güvenecekseniz çok emin olmanız gerekir. Unutmayın kimse sizin ne hissettiğinizden daha değerli değildir. İlişkide güvensizlik zemini bir kez dahi olsun yaratılmışsa, güvenin tekrar oluşması için talep edeceğiniz her şeyde haklısınız!</p><p data-path-to-node="29">Sizi gerçekten önemseyen birisi zaten refleks olarak bu güveni inşa etmek için uğraşacaktır. Ancak karşı taraf sadece sizi suçluyor ve haklı olabileceğiniz noktalarda kanıta dayanmayan sözel spekülasyonlar yapıyorsa derhal uzaklaşmanız gerekiyordur. Dolandırıcı profillerin ahlaki ve vicdani duyguları zayıftır. Yüzleştirmenize rağmen sizi bir kez bile ikna ederse, bundan sonra sizi çok daha kolay manipüle edecek demektir.</p><p data-path-to-node="30">Bu yazıda manipülatör bir dolandırıcının psikolojik oyunlarına değindik. Bir sonraki yazımızda mağdurun psikolojik özellikleri ve manipülatörden korunmanın yolları üzerine konuşacağız. Yakın zamanda tekrar görüşebilmek dileğiyle…</p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		<p><a href="https://temasdanismanlik.com/dolandiricilik-serisi-1/">DOLANDIRICILIK SERİSİ :1</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FALLUSA TAPAN ANNELERİN FALLUSLARINI DÜNYANIN MERKEZİ SANAN OĞULLARI</title>
		<link>https://temasdanismanlik.com/fallusa-tapan-annelerin-falluslarini-dunyanin-merkezi-sanan-ogullari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serap Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2024 12:51:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serap Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temasdanismanlik.com/?p=4185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fallusa Tapan Annelerin Falluslarını Dünyanın Merkezi Sanan Oğulları Yazar: Uzman Psikolog Serap Sözen Günümüzde iyice popülerleşmiş ve ruh sağlığı alanından olsun olmasın herkesin hakkında bir fikri<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/fallusa-tapan-annelerin-falluslarini-dunyanin-merkezi-sanan-ogullari/">FALLUSA TAPAN ANNELERİN FALLUSLARINI DÜNYANIN MERKEZİ SANAN OĞULLARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="4185" class="elementor elementor-4185">
				<div class="elementor-element elementor-element-32991ce e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="32991ce" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-fe2f098 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="fe2f098" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h1 class="elementor-heading-title elementor-size-default">Fallusa Tapan Annelerin Falluslarını Dünyanın Merkezi Sanan Oğulları</h1>				</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-64c64d99 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="64c64d99" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-3d48d502 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3d48d502" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Yazar:</b> Uzman Psikolog Serap Sözen</p><p data-path-to-node="9">Günümüzde iyice popülerleşmiş ve ruh sağlığı alanından olsun olmasın herkesin hakkında bir fikri olduğu ve bildirmekten de geri durmadığı bir kavram olan “narsisizme”; narsisizmin erkek cinsiyetinde tezahür etmesinde katkısı çok önemli olan anne ile oğlu arasında kurulan bağdaki fallus merkezli duruma bir bakış atacağız.</p><p data-path-to-node="10">Fallus, diğer bir deyişiyle “erkeklik organı” bilhassa psikanalitik literatürde üzerine çok yazılıp çizilmiş, çok söz söylenmiş bir olgu olarak karşımıza çıkar. Peki bu fallusun erkek ruhsallığında yeri ve önemi nedir? Ve dahası yaşamsal olarak bile kabul edilemeyecek bir organın erkek ruhsallığının merkezine konulup güç, iktidar, başarı, beceri ve dahi “becermek” gibi kavramlarla özdeş kılınmasının nedeni nedir? Erkek cinsiyetinde dünyaya gelmiş olanların bilinç düzeyinde ya da bilinçdışı düzeyde “erkeklik organı”na bir zarar gelmesinden ise ölmeyi bile tercih edecekleri kadar yüksek narsisistik yatırım yapılan bu organın bu denli yüceltilmesinin asıl sebebi nedir?</p><p data-path-to-node="11">Bunlar gibi ve daha da çoğaltılabilecek birçok sorunun tarihsel, sosyolojik, kültürel, dini ve psikolojik açıdan birçok yanıtı olabilir. Her şeyin temeline insan davranışlarını anlamayı koyan psikoloji bilimiyle sınırlı tutacağımız bu yazıda soruların yanıtlarını anne-bebek bağlanmasında aramaya çalışacağım.</p><p data-path-to-node="12">Yeni doğan erkek bir bebeği olan anne; mensubu olduğu alt kültürün de etkisiyle, özel bir cinsiyette doğurduğu bu varlığı ve onu özel kılan bir kız çocuğunda mevcut bulunmayan tek organ olan penisi bilinçdışı düzeyde kendi özgürlüğüne açılan bir kapı gibi görüp; oğlunun cinsiyetine ve onun cinsiyetini belirgin kılan organına aşırı bir narsisistik yatırım yapmaya meyilli olur.</p><p data-path-to-node="13">Çoğu kesim tarafından günümüzde bile kadının ikinci planda görüldüğü bir toplumda; kendisini diğer tüm kadınlar ve dahi erkeklerden özel ve ayrıcalıklı kılan bu erkek bebeğe ve onun cinsel organına aşırı bir narsisistik yatırım yapar anne olan. Kollarında tuttuğu şu minicik ve bakıma muhtaç varlığı büyütecek, yetiştirecek ve kendi gerçekleştiremediği her şeyi “yapabilen” bir öteki olarak dünyaya sunacaktır. Erkeklik boşuna “yapmakla” eşdeğer tutulmaz. Erkek olan “yapar”, “başarır”, “mücadele eder” ve “becerir”. Annenin bilinçdışı arzusu tetiklenir ve küçük oğlu aracılığıyla artık sahip olamadığı her şey zamanı gelince önüne serilecektir. Bilinçdışı düşlemlerinde kendisini kurtaracak olanı doğurmuştur ve nihayet çektiği tüm zorluklar günün birinde sona erecektir. Kocasının gücü kendisinin olmamıştır ancak nihayet sonsuza dek kendisinin olacak bir güce -oğlununkine- “sahip olmuştur”.</p><p data-path-to-node="14">Erkek cinsiyetinde dünyaya gelmiş olanların birçoğunda bilinçdışı düzlemde deneyimlenen yutulma ve parçalanma korkusunun en önemli sebeplerinden birisinin; annenin erkek çocuğunun varlığını kendisine ait gördüğünü yine bilinçdışı düzlemde oğluna hissettirerek büyütmesi olduğunu düşünüyorum. Kendi erkeklik algısını ve bireyselliğini annesinin hegemonyasından tam olarak kurtaramamış hiçbir erkeğin, herhangi bir kadınla sağlıklı bir ilişki kurması ve tatmin edici bir duygusal hayat yaşaması pek olasılıklı görünmüyor.</p><p data-path-to-node="15">Karşı cinsle kurulan yakınlığın anneyle kurulan ilksel ilişkiyi bilinçdışı bir biçimde hatırlatan doğası, erkekteki yutulma ve parçalanma kaygılarını tetikler. Karısını sever, onunla tatmin edici bir hayat yaşarsa; bilinçdışı anneye ihanet etmenin suçluluğunu yaşayacak olan erkek, karısına duygularını verebiliyor olsa bile partnerini ruhsallığında annesi tarafından çoktan işgal edilmiş özel ve ayrıcalıklı o yere bir türlü koyamaz. Orası doludur çünkü. Annenin gerçek ya da imgesel işgal edici varlığı, partner ilişkisinde araya giren bir üçüncü olarak deneyimlenir. Duygusal her yakınlaşma ve hatta bu yakınlaşmalar için gerekli olan arzu boyutu, erkek olan taraf açısından annenin işgalci varlığı sebebiyle zarar görmüştür. Partnerler arasında bir hayalet gibi gezinen bu üçüncü kişi ilişkiyi zorlasa da, anne olanın dokunulmazlığı nedeniyle çoğu zaman profesyonel danışmanlık süreçlerinde dahi dönüştürülmesi güç bir durum yaratır.</p><p data-path-to-node="16">Bir diğer ilişki açmazı olan taraflardan birisinin, bu yazıda ele alınacağı üzere erkek olan tarafın narsisizmi de benzer kaynaktan gelir. Karşı cinsle ilişkiye arzu duyulabilecek en erken yaşa kadar erkek oluşuna methiyeler düzülen (sonrasında da pek tabii devam eden!) erkek olan kişi; ruhsallığında anne kadar besleyici, doyurucu, tatmin eden, “muhteşem ve görkemli” hissettiren bir ötekini dış dünyada bulamaz.</p><p data-path-to-node="17">Annenin kendisi olmayan tüm diğer kadınları bir rekabet nesnesi gibi görüp onaylamayan tavrı da bu &#8220;muhteşem&#8221; erkek çocuğunu anneyle ilişkiye iyice hapseder. Anne olana göre oğlunu hak edecek bir kadın henüz yaratılmamıştır (kendisi dışında tabii!) ve tüm diğer kadınlar oğlunun gel geç heveslerini tatmin etmek için vardırlar. Böyle bir annenin oğlu kendisini gerçekten sevme kapasitesi olan bir kadınla karşılaşsa dahi anne o kadında mutlaka bir kusur bulacak ve kadın oğlunun ruhsallığında daha beliremeden türlü çeşitli bahanelerle yok edilecektir.</p><p data-path-to-node="18">Anneye göre oğlunu seven kadın; oğlunun varlığını sunabileceği kadar güzel değildir, eğitimli değildir, zeki değildir, fazla örtülüdür, başı açıktır, mezhebi farklıdır, daha önce evlenmiştir, çocuğu vardır… Bahaneler asla bitmez! Anneye göre doğurduğu bu mucizevi varlığı kendisi dışında hiçbir kadın hak etmiyordur, edemez de! Kusursuz kendiliğin anne tarafından yansıtıldığı erkek çocuk da kendi görkemliliğine ve muhteşemliğine inanır. Annesi öyle diyorsa öyledir!</p><p data-path-to-node="19">Bilinçdışı düzeyde hüküm süren görkemli oluşa dair içi boş bu inanca eğer gerçeklikten kopuk veya sınırların belirsizleştiği bir boyutta inanılmışsa; böylesi bir erkeğin kadınlarla olan ilişkisi kaos, karmaşa, tahrip etme, ilişki nesnesini yok sayma ve ötekinin duygularına karşı bir körlük şeklinde deneyimlenecektir. Kendi görkemliliğine olan bu inanç daha esnek ve farkındalığa açık bir kişilik yapısında hüküm sürüyorsa; inanç tartışılabilir ve değiştirilebilir nitelikte olacağı için bu kişi için ilişki dünyası daha umut verici olarak görülebilir.</p><p data-path-to-node="20">Elbette her anne ve erkek çocuğu açısından gelişim bu rotada seyretmez. Oğlunu kendinden ayrı ve farklı bir birey olarak görebilen ve oğlunun narsisistik manevralarını gerekli ve sağlıklı sınırlarla durdurabilen anneler de mevcuttur. Bu yazıda sağlıksız anne-erkek çocuk bağlanmasının dinamiğinin bir yönü üzerinde durulmuştur. Oğlunun varlığına aşırı anlam yükleyen ve oğlunun da dünya üzerindeki en özel kişiymiş gibi hissettirildiği dengesiz bağlanmalarda işleyen bilinçdışı mekanizmanın görüntüsü deşifre edilmeye çalışılmıştır.</p><p data-path-to-node="21">Kadın cinsiyetinde doğanlara erkeklerle eşit hak ve özgürlüklerin tanındığı bir dünyada anne olmayı seçmiş ve erkek çocuk doğurmuş kadınlar da rüştlerini erkek evlatları üzerinde ispatlamaya çalışmayacaktır. Ve düşünceme göre bireylerin ve toplumların gelişimsel sağlığı da bu yolla sağlanmış ve korunmuş olacaktır.</p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		<p><a href="https://temasdanismanlik.com/fallusa-tapan-annelerin-falluslarini-dunyanin-merkezi-sanan-ogullari/">FALLUSA TAPAN ANNELERİN FALLUSLARINI DÜNYANIN MERKEZİ SANAN OĞULLARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İLİŞKİLERDE YANSITMALI ÖZDEŞİM: FAİLİN MAĞDURA, MAĞDURUN FAİLE DÖNÜŞÜMÜ</title>
		<link>https://temasdanismanlik.com/iliskilerde-yansitmali-ozdesim-failin-magdura-magdurun-faile-donusumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serap Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 May 2024 05:41:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serap Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temasdanismanlik.com/?p=3895</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlişkilerde Yansıtmalı Özdeşim : Failin Mağdura, Mağdurun Faile Dönüşümü Yazar: Uzman Psikolog Serap Sözen Bugün insan ilişkilerinde çok önemli bir yeri olan “yansıtmalı özdeşim” kavramından bahsetmek<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/iliskilerde-yansitmali-ozdesim-failin-magdura-magdurun-faile-donusumu/">İLİŞKİLERDE YANSITMALI ÖZDEŞİM: FAİLİN MAĞDURA, MAĞDURUN FAİLE DÖNÜŞÜMÜ</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="3895" class="elementor elementor-3895">
				<div class="elementor-element elementor-element-32991ce e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="32991ce" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-fe2f098 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="fe2f098" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h1 class="elementor-heading-title elementor-size-default">İlişkilerde Yansıtmalı Özdeşim : Failin Mağdura, Mağdurun Faile Dönüşümü</h1>				</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-64c64d99 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="64c64d99" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-3d48d502 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3d48d502" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Yazar:</b> Uzman Psikolog Serap Sözen</p><p data-path-to-node="9">Bugün insan ilişkilerinde çok önemli bir yeri olan “yansıtmalı özdeşim” kavramından bahsetmek istiyorum. Yansıtmalı özdeşim, bilinçdışı işleyen bir mekanizma olarak tüm ilişkilerde önemli bir rol oynasa da; bu yazıda ikili ilişkilerdeki belirleyici rolüne dikkat çekmek istiyorum.</p><p data-path-to-node="10">Yansıtmalı özdeşim en yalın haliyle; ilişkide olunan ötekinin içine, onda aslında var olmayan bir duyguyu yansıtmak ve o duygunun istikametinde davranması için onu farkında olmadan zorlamak, manipüle etmektir. Yansıtmalı özdeşimi uygulayan kişi (buna &#8220;yansıtan taraf&#8221; demek yerinde olacaktır), bilinçdışı işleyen bu mekanizmanın farkında olmaz. Farkında olmadan muhatabını kendi bilinçdışı istek, arzu ve korkuları doğrultusunda davranmaya sürükler.</p><p data-path-to-node="11">Yansıtmalı özdeşime maruz kalan kişinin durumunu ise &#8220;mağduriyet&#8221; olarak tanımlamak sanırım en doğru tanımlama biçimi olacaktır. Bu mekanizmayı kullanan taraf ne yaptığından bihaber olduğu kadar, onun hedefindeki kişi de en az onun kadar olaydan habersizdir aslında. Kendisine ait dahi olmayan; karşı tarafın ruhsal sisteminden yansıtılmış öfke, kaygı, korku, suçluluk, utanç vb. taşınması güç duyguların taşıyıcısı oluvermiş olarak bulur kendisini.</p><p data-path-to-node="12">Yansıtmalı özdeşim yapan kişi; kendi iç dünyasında yer açmaktan kaçındığı duyguları, arzuları, istekleri bilinçdışı bir yolla partnerinin boynuna bir pranga misali takar. Ve bu duygularla, isteklerle, arzularla çaresizce özdeşim kuran partner, karşı tarafın tam da olmasını beklediği, istediği şekilde davranırken buluverir kendisini. Dış gerçeklikte yaratılan dram, bilhassa yansıtan tarafın iç gerçekliğindeki ruhsal açmazlarının tezahür etme biçimidir.</p><p data-path-to-node="13">Örneğin bir flört ilişkisinde taraflardan birisi bağlanmaktan ve terk edilme kaygıları nedeniyle kaçınıyorsa; partnerine kendisini terk etmesi için öyle bir davranır ki, günün sonunda uğradığı haksız muameleler karşısında partnerin onu terk etmek dışında bir seçeneği kalmaz. Yansıtan taraf böylelikle &#8220;sevilemez ve sonunda mutlaka terk edilecek birisi olduğunu&#8221; kendisine kanıtlarken; partner ise terk etmeyi hiçbir zaman istemediği ve düşünmediği kişiyi terk edecek konuşmalar ve davranışlar sergilerken kendisini bulur.</p><p data-path-to-node="14">Bu çift kişilik dram, bir yönden bakıldığında birçok flört ilişkisinde olan bitenin özeti gibidir. Bilhassa iyi gitmeyen ilişkilerde yansıtmalı özdeşimin izlerini görmek çok olası olur. Genellikle bağlanma korkusu olan taraf, bağ kurmak isteyen tarafın ruhsal sisteminde bu mekanizmayı işleterek manipülasyon yapar. Kendi gerçek benliğiyle teması zayıf olan kişi, kendi içindeki kabul edilemez, kontrol edilemez öfke, korku, saldırganlık gibi <b data-path-to-node="14" data-index-in-node="443">işlenmemiş ham duygularını</b> partnerinin iç dünyasına boca eder.</p><p data-path-to-node="15">“Beni sevmiyorsun” der mesela. Partner önce onu ne kadar sevdiğini anlatmaya çalışır. Ancak sevilmezliğine derinde inanmış kişi için rasyonel açıklamaların hiçbir önemi yoktur. Yansıtan taraf partnerini defalarca zorlayarak, ona tutarsız davranarak, duyduğu sevgiyi inkar ederek partnerine derin bir değersizlik hissettirir. Bu ruhsal baskılara defaaten maruz kalan partner, günün birinde ona duyduğu sevgiyi sorgularken bulur kendisini. Gerçekten onu seviyor mudur? Karşı taraf ısrarla böyle söylüyorsa belki de sevmiyordur veya sevgisini yeterince gösteremiyordur.</p><p data-path-to-node="16">Partner önce sevgisinin büyüklüğünü ispatlamak için umutsuzca girişimlerde bulunur. Kurduğu derin bağı hissettirmek için elinden geleni yapar. Ancak sevilmezliğine inanan kişi, partnerin sevgi gösterilerine ya inanmaz ya da onu değersizleştirecek bir yol bulur. Zamana yayılan manipülasyonlar ve hissettirilen derin değersizlik duyguları nedeniyle ruhsal direnci zayıflayan partner; günün birinde bir hata yapıp karşı tarafı örneğin aldatırsa (yani yaratılan sevilmezlik inancına uygun davranırsa), terk edilmek sonucuyla karşılaşabilir. Günün sonunda yansıtan taraf “beni sevmediğini biliyordum zaten” derken; partner kafa karışıklığı ve suçluluk duyguları içinde ona hak verirken kendisini bulabilir.</p><p data-path-to-node="17">Bu çift kişilik bir dramdır aslında. Karşı tarafın yansıtmalarından oluşan, aslında ona ait içsel malzemeden ayrışmak hiç kolay değildir. Mağdur olan tarafın da kendi içsel gerçekliği ve sınırları konusunda kafası karışıktır. Kendini, duygularını, arzularını ve korkularını net olarak tanımlamakta güçlük çeken partner; karşı tarafın yansıtmalarını sünger gibi içine çekmeye hazır bir pozisyonda konumlanmaktadır.</p><p data-path-to-node="18">Kişi, kendi içsel/ruhsal dinamiklerinden kaynaklanan kabul edilemez dürtü, duygu ve düşüncelerini partnerine kolaylıkla yansıtabilir. “Kötü olan ben değilim sensin”, “Beni sevmeyen ben değilim sensin”, “Önünde sonunda terk edecek olan sensin”, “Değersiz olan ben değilim sensin” şeklinde fonda yankılanan benlik algıları, partnerin iç dünyasını adeta istila eder. Bulaştığı bünyeye hızlıca yayılan bir etki misali, ötekinin ruhsal yüküyle uyumlu hale kolaylıkla gelen partnerin sistemi; kendisinde bilinçdışı yolla talep edilenleri sergilemeye hazır hale gelir.</p><p data-path-to-node="19">Psikolojik sınırları güçlü olmayan bir ruhsallığa sahip partnerin içsel dünyası, kendisine fırlatılan bu ruhsal yükle toksik bir hale gelir. Nihayetinde yansıtan tarafın bilinçdışı bir arzuyla partnerinden talep ettiği sevilmeme, değersiz hissettirilme, kolaylıkla vazgeçilme ve aldatılmaya dair senaryoları gerçekleşmiş olur. Partner, karşı tarafı mağdur konumuna düşürecek şekilde davranır. Ona yalan söyler, belki aldatır, onu hiç sevmediğini söylemeye ve hissettirmeye başlar.</p><p data-path-to-node="20">Partner kendini bir anda &#8220;fail&#8221; konumunda bulduğunda çoğunlukla derin bir suçluluk duygusu kaplar benliğini. Bu kadar çok sevdiği insana bunu nasıl yapabilmiş, nasıl söyleyebilmiştir? Kendini bir anda ilişkinin yok edicisi, zalimi konumunda bulan kişi; bir yandan kaybetmenin acısıyla, diğer yandan kendi benliğinin ne kadar hasarlı olduğu yanılsamasıyla baş etmek zorunda bulabilir kendisini. Partner, kendisini aslında karşı tarafın üstlenmesi gereken suçluluk duygularının taşıyıcısı olarak da bulabilir.</p><p data-path-to-node="21">Bu toksik ilişkinin içinde; kendi haklarının nasıl ihlal edildiğini, duygularının anlaşılmadığını ve görülmediğini, duygusal ihtiyaçlarının istikrarlı bir biçimde karşılanmadığı gerçeğini bir kenara koyarak; karşı tarafa nasıl zarar verdiği inancıyla suçluluk duyguları içinde boğuşurken bulur kendisini. Ve yansıtan taraf, kendi senaryosunu bir kez daha doğrulamış olur böylelikle.</p><p data-path-to-node="22">İlişkiyi nasıl manipüle ettiği gerçekliğinden uzaklaşarak, hissetmesi gereken insani sorumluluğu da partnerin omuzlarına yüklemiş olur. Yansıtan taraf bunu bilerek yapmaz elbette. Ancak bu bilinçdışı süreç ilişkinin zorlu talihini de yazar. İlişki baştan belli olan bir sona sürüklenmiş olur. Roller değişmiştir artık. İlişki geri dönüşümsüz bir biçimde hasarlanmıştır.</p><p data-path-to-node="23">Gerçek duyguların ve orijinal ihtiyaçların konuşulamadığı birçok ilişki, yansıtmalı özdeşim mekanizmasının işlevsiz kullanımıyla heba edilmiş olur. İlişkiyi bu mekanizmanın kullanımına mecbur bırakan dinamiklerin ele alınıp incelenmesi esas konu olsa da, birçok ilişki bu noktaya gelemeden bitmeye mahkumdur.</p><p data-path-to-node="24">Kendini ve sınırlarını bilmeyen insan, ötekinin ruhsal sistemine aktardıklarıyla &#8220;ilişki görünümlü ilişkisizlik&#8221; yaşamaya mecbur kalır. Ötekiyle sağlıklı ilişki kurmak için optimum düzeyde kendini bilmek, tanımak gerekir. Yansıtmalı özdeşimin işlevsiz kullanımının bir parçası olmamak için kendiliğe dair bilgiye sahip olmak gerekir. <b data-path-to-node="24" data-index-in-node="334">Profesyonel bir danışmanlık süreci</b>, bu farkındalığı kazanmak ve ilişki döngülerini kırmak için en etkili yoldur. İlişkisel dünyanızda bu gibi sorunlar yaşıyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.</p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		<p><a href="https://temasdanismanlik.com/iliskilerde-yansitmali-ozdesim-failin-magdura-magdurun-faile-donusumu/">İLİŞKİLERDE YANSITMALI ÖZDEŞİM: FAİLİN MAĞDURA, MAĞDURUN FAİLE DÖNÜŞÜMÜ</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku Hijyeni ve Sağlıklı Yaşam: Kaliteli Uyku İçin Öneriler</title>
		<link>https://temasdanismanlik.com/uyku-hijyeni-ve-saglikli-yasam-kaliteli-uyku-icin-oneriler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serap Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 13:46:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serap Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temasdanismanlik.com/?p=3783</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyku Hijyeni ve Sağlıklı Yaşam: Kaliteli Uyku İçin Öneriler Yazar: Uzman Psikolog Serap Sözen Uyku, sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biridir. Ancak, modern yaşamın getirdiği stres,<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/uyku-hijyeni-ve-saglikli-yasam-kaliteli-uyku-icin-oneriler/">Uyku Hijyeni ve Sağlıklı Yaşam: Kaliteli Uyku İçin Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="3783" class="elementor elementor-3783">
				<div class="elementor-element elementor-element-16cb891 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="16cb891" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-4a0a70a elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="4a0a70a" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h1 class="elementor-heading-title elementor-size-default">Uyku Hijyeni ve Sağlıklı Yaşam: Kaliteli Uyku İçin Öneriler</h1>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-a8c42fe elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="a8c42fe" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Yazar:</b> Uzman Psikolog Serap Sözen</p><p data-path-to-node="9">Uyku, sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biridir. Ancak, modern yaşamın getirdiği stres, düzensiz çalışma saatleri ve teknolojik uyarıcılar uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir. Yetersiz uyku ve uyku döngüsündeki bozulmalar, günlük yaşamımızı ve fiziksel-zihinsel dengemizi olumsuz yönde etkileyebilir. Neyse ki, &#8220;uyku hijyeni&#8221; adı verilen bir dizi alışkanlıkla uyku kalitesini artırabilir ve daha dinç bir yaşam sürdürebiliriz.</p><p data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Uyku Süresi ve Düzeni</b> İdeal uyku süresi, yetişkinler için genellikle 7-8 saat arasındadır. Ancak, her bireyin ihtiyacı farklıdır ve kişisel uyku ihtiyacınızı anlamanız önemlidir. Uykunun düzenli olması da kritiktir; aynı saatte yatıp kalkmak biyolojik saatinizi düzenler ve uyku verimini artırır.</p><p data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Uyku Ortamı</b> Uyku ortamı, kaliteli bir dinlenme süreci için kritik öneme sahiptir. Uygun bir oda sıcaklığı (genellikle 18-22°C arası), sessiz bir ortam ve loş bir aydınlatma uykuya dalma sürecini kolaylaştırır. Ayrıca, rahat bir yatak ve ortopedik açıdan uygun bir yastık da uyku kalitesini artırabilir.</p><p data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">Uyku Öncesi Rutinler</b> Uyku öncesi yapılacak ritüeller, vücudu dinlenmeye hazırlar. Uyku öncesi uyarıcı etkisi olan kafein ve nikotinden kaçınılmalı, gevşeme egzersizleri yapılmalı ve rahatlatıcı bir aktiviteye (kitap okumak, hafif müzik dinlemek gibi) zaman ayırılmalıdır. Bunlar, uykuya geçiş sürecini kolaylaştırır ve kaliteli bir uyku için zemin hazırlar.</p><p data-path-to-node="13"><b data-path-to-node="13" data-index-in-node="0">Beslenme ve Egzersiz</b> Beslenme ve hareket alışkanlıkları da uyku kalitesini etkiler. Akşam saatlerinde ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı, uyumadan önce hafif atıştırmalıklar tercih edilmelidir. Düzenli egzersiz yapmak da uyku düzenini iyileştirir ancak egzersizin uyku saatine çok yakın olmamasına dikkat edilmelidir.</p><p data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Gündüz Uykusu ve Teknoloji</b> Gündüz uzun süreli uyumaktan kaçınılmalı ve gece uykusu düzeni korunmalıdır. Ayrıca, uyumadan önce teknolojik cihazlardan uzak durmak önemlidir; ekranların yaydığı mavi ışık, uyku hormonu olan melatonin salgısını azaltabilir ve uyku kalitesini düşürebilir.</p><p data-path-to-node="15">Sonuç olarak; uyku hijyeni, dengeli ve zinde bir yaşam için önemlidir. Uygun uyku süresi, düzenli saatler, doğru ortam ve uyku öncesi sakinleşme ritüelleriyle uyku kalitesini artırabilir ve yaşam kalitesini yükseltebilirsiniz. Unutmayın ki kaliteli bir uyku, sağlıklı bir zihnin ve bedenin temel yakıtıdır.</p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		<p><a href="https://temasdanismanlik.com/uyku-hijyeni-ve-saglikli-yasam-kaliteli-uyku-icin-oneriler/">Uyku Hijyeni ve Sağlıklı Yaşam: Kaliteli Uyku İçin Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şema Kimyası ve İlişkilerdeki Rolü</title>
		<link>https://temasdanismanlik.com/sema-kimyasi-ve-iliskilerdeki-rolu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serap Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 13:44:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serap Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temasdanismanlik.com/?p=3777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar: Uzman Psikolog Serap Sözen Şema kimyası, insan ilişkilerinde sıkça karşılaşılan ve yaşam boyu tekrar eden örüntülere neden olan önemli bir kavramdır. Bu kavram, bireylerin geçmiş<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/sema-kimyasi-ve-iliskilerdeki-rolu/">Şema Kimyası ve İlişkilerdeki Rolü</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Yazar:</b> Uzman Psikolog Serap Sözen</p>
<p data-path-to-node="9">Şema kimyası, insan ilişkilerinde sıkça karşılaşılan ve yaşam boyu tekrar eden örüntülere neden olan önemli bir kavramdır. Bu kavram, bireylerin geçmiş deneyimlerinden kaynaklanan kökleşmiş inanç kalıplarını (şemaları) destekleyen partnerleri seçme eğilimini ifade eder. Özellikle romantik ilişkilerde, şema kimyasının etkisi oldukça belirgindir.</p>
<p data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">Neden &#8220;Yanlış&#8221; Kişiye Çekiliriz?</b> Bu kimya, genellikle ilk karşılaşmada ortaya çıkan &#8220;aşık olma&#8221;, &#8220;elektrik alma&#8221; veya &#8220;ilk görüşte çok yoğun hissetme&#8221; gibi duygusal tepkilerle kendini gösterir. Ancak, bu tür yoğun duygusal çekimlerin altında, kişinin derinlerde yer alan ve genellikle bilinçsizce kabul ettiği eski şemalar yatar.</p>
<p data-path-to-node="11">Örneğin; çocukluğunda veya geçmişinde kendini değersiz hissettirilmiş bir kişi, yetişkinliğinde bu değersizlik duygusunu pekiştirecek ve ona o &#8220;tanıdık&#8221; acıyı hissettirecek partnerlere daha fazla çekim duyabilir. Zihin, konforlu olanı değil, tanıdık olanı arama eğilimindedir.</p>
<p data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">Döngüyü Kırmak Mümkün mü?</b> Sağlıklı bir ilişki yaşamak isteyen bireyler için, öncelikle kendi şemalarını fark etmek ve bu çekimlerin kaynaklarını anlamak önemlidir. Bu şekilde kişi, otomatik pilotta yaptığı seçimleri durdurabilir, kendi ihtiyaçlarını daha iyi tanıyabilir ve bunları karşılamak için gereken sağlıklı adımları atabilir.</p>
<p data-path-to-node="13">Şema kimyasının etkisi altında farkındalıksız yaşayan bireyler, genellikle sağlıklı ve huzurlu bir ilişki kurma şansını kaçırabilir ve tekrarlayan, mutsuz ilişki döngülerine sıkışıp kalabilirler.</p>
<p data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Sonuç</b> Şema kimyasıyla başa çıkmak ve sağlıklı ilişkiler geliştirmek; bireylerin kendi iç dünyalarını keşfetmelerini, geçmişin bugünü nasıl yönettiğini fark etmelerini ve sağlıklı sınırlar kurmalarını gerektirir. Ancak bu farkındalıkla kişiler, geçmişin tekrarını değil, gerçekten tatmin edici ve mutlu bir ilişkiyi yaşamayı seçebilirler.</p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/sema-kimyasi-ve-iliskilerdeki-rolu/">Şema Kimyası ve İlişkilerdeki Rolü</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TOPLUMSAL İLETİŞİM KORKUSU: SOSYAL ORTAMLARDA ÇEKİNGENLİK</title>
		<link>https://temasdanismanlik.com/toplumsal-iletisim-korkusu-sosyal-kaygi-bozuklugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serap Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 13:41:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serap Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temasdanismanlik.com/?p=3771</guid>

					<description><![CDATA[<p>TOPLUMSAL İLETİŞİM KORKUSU: SOSYAL ORTAMLARDA ÇEKİNGENLİK Yazar: Uzman Psikolog Serap Sözen Sosyal kaygı, sosyal etkileşimlerde kişinin &#8220;eleştirilme&#8221;, &#8220;reddedilme&#8221; veya &#8220;yargılanma&#8221; endişesiyle yoğun bir huzursuzluk yaşaması durumudur.<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/toplumsal-iletisim-korkusu-sosyal-kaygi-bozuklugu/">TOPLUMSAL İLETİŞİM KORKUSU: SOSYAL ORTAMLARDA ÇEKİNGENLİK</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="3771" class="elementor elementor-3771">
				<div class="elementor-element elementor-element-dd49be6 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="dd49be6" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-e836d11 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="e836d11" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h1 class="elementor-heading-title elementor-size-default">TOPLUMSAL İLETİŞİM KORKUSU: SOSYAL ORTAMLARDA ÇEKİNGENLİK</h1>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-bea13f8 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="bea13f8" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Yazar:</b> Uzman Psikolog Serap Sözen</p><p data-path-to-node="9">Sosyal kaygı, sosyal etkileşimlerde kişinin &#8220;eleştirilme&#8221;, &#8220;reddedilme&#8221; veya &#8220;yargılanma&#8221; endişesiyle yoğun bir huzursuzluk yaşaması durumudur. Bu süreçte bireyler; kalabalık önünde konuşmaktan kaçınma, yeni insanlarla tanışmaktan çekinme veya kalabalık ortamlarda göz önünde bulunmaktan rahatsızlık duyma gibi eğilimler gösterebilirler.</p><p data-path-to-node="10">Bu yoğun kaygıya; çarpıntı, yüz kızarması, gerginlik hissi veya kendini ifade etmekte tutukluk yaşama gibi bedensel tepkiler eşlik edebilir. Ayrıca, bireyler kendilerini sık sık acımasız bir iç sesle eleştirir ve performanslarına dair olumsuz düşüncelere kapılabilirler.</p><p data-path-to-node="11">Sosyal kaygı toplumumuzda yaygın olmasına rağmen, bireyler genellikle bu durumu sadece bir &#8220;utangaçlık&#8221; veya değişmez bir kişilik özelliği olarak görme eğilimindedir. Bu bakış açısı, kişinin potansiyelini gerçekleştirmesinin önünde bir engel oluşturduğunu fark etmesini zorlaştırabilir. Bu da destek alma ve değişim sürecini geciktirebilir.</p><p data-path-to-node="12">Üzerine çalışılmayan sosyal çekingenlik; kendini ifade etme zorluğu, okul veya iş hayatında potansiyelin altında kalma, ikili ilişkilerde zorlanma ve yalnızlaşma gibi sonuçlara yol açabilir. Sosyal ortamlarda yaşanan bu kaygı, aşılamaz bir kader değildir. Bireysel görüşmeler, farkındalık çalışmaları ve sosyal beceri geliştirme odaklı danışmanlık süreçleriyle başarılı bir şekilde yönetilebilir ve kişi sosyal yaşamda hak ettiği yeri alabilir.</p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		<p><a href="https://temasdanismanlik.com/toplumsal-iletisim-korkusu-sosyal-kaygi-bozuklugu/">TOPLUMSAL İLETİŞİM KORKUSU: SOSYAL ORTAMLARDA ÇEKİNGENLİK</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Romantik İlişkilerde Kişilik Özellikleri: İdeal Partneri Tanımlamak</title>
		<link>https://temasdanismanlik.com/romantik-iliskilerde-kisilik-ozellikleri-ideal-partneri-tanimlamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serap Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 13:37:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serap Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temasdanismanlik.com/?p=3761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Romantik İlişkilerde Kişilik Özellikleri: İdeal Partneri Tanımlamak Yazar: Uzman Psikolog Serap Sözen Kişilik özelliklerimiz, ilişkilerimizin doğasını ve gelişimini belirler. Romantik ilişkilerde karakter yapımız, ilişkinin sağlığı ve<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/romantik-iliskilerde-kisilik-ozellikleri-ideal-partneri-tanimlamak/">Romantik İlişkilerde Kişilik Özellikleri: İdeal Partneri Tanımlamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="3761" class="elementor elementor-3761">
				<div class="elementor-element elementor-element-709bc91 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="709bc91" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-3e277bf elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="3e277bf" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h1 class="elementor-heading-title elementor-size-default">Romantik İlişkilerde Kişilik Özellikleri: İdeal Partneri Tanımlamak</h1>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-36f6326 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="36f6326" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p data-path-to-node="6"><b data-path-to-node="6" data-index-in-node="0">Yazar:</b> Uzman Psikolog Serap Sözen</p><p data-path-to-node="7">Kişilik özelliklerimiz, ilişkilerimizin doğasını ve gelişimini belirler. Romantik ilişkilerde karakter yapımız, ilişkinin sağlığı ve mutluluğu üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Araştırmalar, bazı kişilik özelliklerinin ilişkileri güçlendirdiğini, daha tatmin edici ve sağlıklı bağlara yol açtığını göstermektedir. Bu yazıda, romantik ilişkilerdeki önemli kişilik özelliklerini ve bunların ilişkilere olan etkilerini inceleyeceğiz.</p><p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">1. Duygusal Denge ve Dayanıklılık</b> İlişki tatmini açısından en belirleyici özelliklerden biri duygusal dengedir. Bu özellik, kişinin stresli durumlar karşısında sakin kalabilme ve zorlayıcı duyguları yönetebilme kapasitesini ifade eder. Duygusal dengesi yüksek bireyler, zor duygularla başa çıkma konusunda daha başarılıdır. Olaylar karşısında aşırı kaygıya kapılmak yerine çözüm odaklı kalabilirler; bu da ilişkide daha fazla huzur ve memnuniyet yaşanmasını sağlar.</p><p data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">2. Yüksek Uyumluluk ve İşbirliği</b> Yüksek uyumluluk düzeyine sahip kişiler, ilişkilerde daha yapıcı ve esnek olabilirler. Uyumlu bireyler, anlaşmazlıkları daha olgun bir şekilde çözebilir, empati kurabilir ve ilişkilerini daha dostane bir ortamda sürdürebilirler. Çatışma anlarında kolayca öfkelenmek yerine işbirliği yapmayı tercih ederler, bu da ilişkideki güven ortamını artırır.</p><p data-path-to-node="10"><b data-path-to-node="10" data-index-in-node="0">3. Dışadönüklük ve Sosyal Enerji</b> Dışadönük bireyler, genellikle ilişkilerde enerjik ve girişken bir rol oynarlar. Sosyal etkileşimden beslenen bu kişiler, partnerleriyle birlikte sosyal etkinliklere katılmaktan ve iletişim kurmaktan keyif alırlar. Bu durum, ilişkiye canlılık getirebilir ve partnerler arasındaki bağın, sosyal paylaşımlarla güçlenmesini sağlar.</p><p data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">4. Sorumluluk Bilinci (Vicdanlılık)</b> Sorumluluk bilinci yüksek bireyler, ilişkide güvenilirlik ve tutarlılık sergileme eğilimindedirler. Bu kişiler, verdikleri sözleri tutar, partnerlerine karşı özenli davranır ve ilişkinin getirdiği sorumlulukları üstlenmekten kaçınmazlar. İlişkide güven ve istikrar sağlayarak, sağlıklı ve uzun ömürlü bir birlikteliğin temelini oluştururlar.</p><p data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">Sonuç</b> Bu kişilik özellikleri, romantik ilişkilerdeki uyumu ve mutluluğu önemli ölçüde etkileyebilir. Partner seçiminde veya mevcut ilişkide bu özelliklerin farkında olmak; daha sağlıklı, anlaşılabilir ve tatmin edici bir ilişki yaşamak için önemli bir adımdır. Unutulmamalıdır ki kişilik özellikleri değişmez kaderler değil, farkındalıkla yönetilebilir süreçlerdir.</p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		<p><a href="https://temasdanismanlik.com/romantik-iliskilerde-kisilik-ozellikleri-ideal-partneri-tanimlamak/">Romantik İlişkilerde Kişilik Özellikleri: İdeal Partneri Tanımlamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PANİK ATAK NEDİR? ANİ KAYGI VE BEDENSEL ALARM HALİ</title>
		<link>https://temasdanismanlik.com/panik-bozukluk-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serap Sözen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 13:35:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serap Sözen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temasdanismanlik.com/?p=3756</guid>

					<description><![CDATA[<p>PANİK ATAK NEDİR? ANİ KAYGI VE BEDENSEL ALARM HALİ Yazar: Uzman Psikolog Serap Sözen Panik atak; ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, yoğun korku, rahatsızlık<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p><a href="https://temasdanismanlik.com/panik-bozukluk-nedir/">PANİK ATAK NEDİR? ANİ KAYGI VE BEDENSEL ALARM HALİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="3756" class="elementor elementor-3756">
				<div class="elementor-element elementor-element-b12fa1b e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="b12fa1b" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-a6ac393 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="a6ac393" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h1 class="elementor-heading-title elementor-size-default">PANİK ATAK NEDİR? ANİ KAYGI VE BEDENSEL ALARM HALİ</h1>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-cf92cde elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="cf92cde" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p data-path-to-node="9"><b data-path-to-node="9" data-index-in-node="0">Yazar:</b> Uzman Psikolog Serap Sözen</p><p data-path-to-node="10">Panik atak; ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, yoğun korku, rahatsızlık ve endişe hisleriyle beliren güçlü bir kaygı nöbetidir. Bu durum, vücudun &#8220;tehlike var&#8221; sinyali vererek alarm durumuna geçmesidir ve kişiye oldukça zorlu anlar yaşatabilir.</p><p data-path-to-node="11"><b data-path-to-node="11" data-index-in-node="0">Panik Atak Sırasında Neler Olur?</b> Panik ataklar, kısa süreli ve yoğun korku nöbetleridir. Bu sırada kişi, ortada görünür bir tehlike olmasa bile bedensel olarak yoğun tepkiler verir. Göğüs bölgesinde sıkışma, nefes darlığı hissi, baş dönmesi, kalp atışlarında hızlanma, titreme veya sıcak basması gibi duyumlar yaşanabilir. Bu fiziksel tepkilere sıklıkla; &#8220;Kötü bir şey olacak&#8221;, &#8220;Kontrolümü kaybediyorum&#8221; veya &#8220;Kalp krizi geçiriyorum&#8221; gibi yoğun endişe verici düşünceler eşlik edebilir.</p><p data-path-to-node="12"><b data-path-to-node="12" data-index-in-node="0">Beklenti Anksiyetesi: &#8220;Ya Tekrar Olursa?&#8221;</b> Bir panik atak deneyiminden sonra, kişinin en büyük zorluğu genellikle atağın kendisinden ziyade &#8220;bir sonraki atağın ne zaman geleceği&#8221; korkusudur. Bu duruma &#8220;beklenti anksiyetesi&#8221; denir. Kişi, belirsiz zamanlarda ve mekanlarda tekrar o yoğun korkuyu yaşama endişesiyle sürekli tetikte bekleyebilir.</p><p data-path-to-node="13">Bu durum, kişinin yaşam alanını kısıtlamasına neden olabilir. Kişi, kendini güvende hissetmediği, kalabalık ortamlardan, toplu taşıma araçlarından veya evden uzaklaşmaktan kaçınmaya başlayabilir. Bu kaçınma davranışları, sosyal yaşamı daraltan bir döngüye dönüşebilir.</p><p data-path-to-node="14"><b data-path-to-node="14" data-index-in-node="0">Neden Ortaya Çıkar?</b> Panik atakların oluşumunda tek bir neden yoktur; genellikle stresli yaşam olayları, bastırılmış duygular, yoğun çalışma temposu, kayıp ve yas süreçleri veya travmatik deneyimler bu durumu tetikleyebilir. Bazen de uzun süre &#8220;güçlü durmaya&#8221; çalışan bünyenin verdiği bir &#8220;yoruldum&#8221; sinyalidir.</p><p data-path-to-node="15"><b data-path-to-node="15" data-index-in-node="0">Nasıl Başa Çıkılır?</b> Panik atak, korkutucu hissettirse de bedensel olarak zararsız bir &#8220;yanlış alarm&#8221; durumudur. Bu süreci yönetmek için;</p><ol start="1" data-path-to-node="16"><li><p data-path-to-node="16,0,0"><b data-path-to-node="16,0,0" data-index-in-node="0">Durumu Tanımak:</b> Yaşananların bir kalp krizi değil, kaygı nöbeti olduğunu fark etmek ilk adımdır.</p></li><li><p data-path-to-node="16,1,0"><b data-path-to-node="16,1,0" data-index-in-node="0">Nefes ve Gevşeme:</b> Bedeni sakinleştirmek için doğru nefes egzersizlerini öğrenmek.</p></li><li><p data-path-to-node="16,2,0"><b data-path-to-node="16,2,0" data-index-in-node="0">Sosyal Destek:</b> Aile ve yakın çevrenin anlayışlı yaklaşımı, kişinin güvende hissetmesine yardımcı olur.</p></li><li><p data-path-to-node="16,3,0"><b data-path-to-node="16,3,0" data-index-in-node="0">Uzman Desteği:</b> Kaygının kökenindeki nedenleri anlamak ve baş etme mekanizmalarını güçlendirmek için profesyonel bir danışmanlık süreci oldukça etkilidir.</p></li></ol><p data-path-to-node="17">Unutmayın; panik ataklar yönetilebilir ve dönüştürülebilir süreçlerdir. Yalnız değilsiniz.</p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		<p><a href="https://temasdanismanlik.com/panik-bozukluk-nedir/">PANİK ATAK NEDİR? ANİ KAYGI VE BEDENSEL ALARM HALİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://temasdanismanlik.com">Temas Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
